Yıl 1987…
Fransız Lisesi Saint Benoit öğrencisidir.
Milliyet gazetesi’nin Cağaloğlu’ndaki binasının kapısından içeri girer.
Henüz 17 yaşındadır.
O tarihte deneyimli gazeteciler Halit Çapın ve Güngör Gönültaş istihbarat servisindedir.
Savaş Ay, Coşkun Aral muhabir, Umur Talu gece yazı işleri sorumlusudur.
İşe girmek için yalvaran o çocuğa nasihat ederler.
Derler ki, “Evladım git okulunu bitir. Üniversiteye gir. Başka meslek edin kendine… Bu iş profesyonel serseriliktir. Çok meşakkatlidir. Mutsuz olursun…”
Dinlemez. Kapıdan kovulur, bacadan girer.
Geceleri gizli gizli çalışır.
Bakarlar ki yorgunluktan ölecek, liseyi bitirince polis muhabiri olarak işe alırlar.
Sigortasız dört yıl Milliyet Gazetesi’nde çalışır.
Sonra Cumhuriyet Gazetesi’ne transfer olur.
1992 yılında ilk özel televizyon Star kurulur.
Milliyet’in efsane adliye muhabiri Vasfiye Özkoçak, elinden tutup Star’ın Genel Müdürü Yekta Okur’a götürür.
Orhan Duru haber müdürüdür.
Star tv’de polis muhabiri olarak işe alınır.
O yıl “Görüntülü haber” dalında iki birincilik ödülü kazanır…
Kanalın sahibi Cem Uzan, ekranda fark yaratmak için ABD’den yapımcı danışmanlar getirir.
Haber merkezinin başına da Cumhuriyet’in Washington temsilcisi Ufuk Güldemir’i transfer eder.
Ufuk Güldemir o genç gazeteciyi sahadan alıp yardımcısı yapar.
Bir televizyon kanalının nasıl yönetileceğini Amerikalı uzmanlardan öğrenir.
Sonra onu Can Dündar fark eder. Mehmet Ali Birand ile tanıştırıp 32.Gün’e çağırır.
Ankara’ya, o yılların efsane programı 32.Gün’e gider.
Kameramanlık, yönetmenlik yapar. 32. Gün mutfağında pişer…
Birkaç yıl sonra 32.Gün İstanbul’a taşınır.
O atlar Washington’a gider; Star tv’nin temsilcisi olur.
Sonra Türkiye’ye döner ve Number One TV’nin Genel Müdürü olur.

Anahtar teslimi TV’ler
Bir gün…
Birand arar, “Haber kanalı kuruyoruz sana ihtiyacım var” der.
Gider cnntürk’ü kuran çekirdek ekipte takım kaptanı olur; cnntürk yayına çıkar o kısa süre sonra ntv’ye geçer.
Birkaç ay sonra Ufuk Güldemir arar, “Koş gel Habertürk’ü kur” der.
Habertürk’ü sıfır para ile 18 günde yayına çıkartır. “Gücü özgürlüğünde” sloganını bulur.
Bir yıl sonra ABD’deki CNN ekibi arar: “Pakistan’da haber kanalı kuruyoruz. Gel danışmanlık yap” derler. Atlar Karaçi’ye gider.
Bugün Pakistan’ın en büyük haber kanalı olan GEO TV’yi Amerikalılarla birlikte kurar.
Döner Türkiye’ye…
Mehmet Emin Karamehmet skytürk’ü kurmaktadır.
Tuncay Özkan ve ekibine katılır.
Önce skytürk’ün danışmanı olur.
Kanalı yayına çıkartır.
O esnada ikinci Körfez Savaşı patlar. Türkiye Irak sınırı kapalıdır.
“Tarih yazılıyor. Ben artık muhabirliğe dönmek istiyorum” der ve birkaç gün sonra bir kamyonun benzin deposuna saklanarak Irak’a geçer. Aylarca Irak’tan yayın yapar. Bağdat düştükten sonra İstanbul’a döner.
Tuncay Özkan ve ekibi topluca ayrıldığında skytürk’ün başına geçer.
Konuşturulmayanları konuşturur…
Yayınlanamayanları yayınlar…
İzlenme oranlarında cnntürk’ü, ntv’yi geçer.
O muhalif yayınlardan ötürü Çukurova Grubu’nun başı ağrır.
Önce skytürk’ten ayrılır sonra Akşam Gazetesi’ne geçer.
Araştırma yazıları ses getirir. AKP’yi eleştiren “Neo-Takiye” kitabını çıkarır.
Ardından PKK terörünü anlattığı “Kan Uykusu” belgeselini çeker, kitap olarak çıkarır.
Bu arada… Cemaat’in hedefi olur; gazete manşetlerinde “Ergenekoncu” diye adı geçirilir.
Odatv tutuklamaları olduğunda operasyonun kendine uzatacağını öğrenir ve yurt dışına çıkar.
Aylarca yurt dışında yaşamak zorunda kalır. Roman yazar; “Sahi Beni Neden Almadılar?”
Sonra döner Türkiye’ye…

Lokantanın adı, Efruz
İşsizdir…
Gezi sürecinde bir grup gazeteci ile internet haber sitesi Vagus’u kurar. Günde 150-200 bin kişinin ziyaret ettiği bir haber sitesi haline getirir Vagus’u…
Ancak reklam alamaz.
Birkaç ay sonra yüz elli bin lira borçla batar.
Çatalca’da bir evi vardır.
Eşi ile oraya yerleşir. Hafta sonları insanları ağırladığı “Çiftlik” adında bir yere dönüştürür evini. Bir türlü para kazanamaz.
Aklı hâlâ haberciliktedir. Hiçbir medya kuruluşunda iş bulamaz.
Gazeteler, dergiler, ekranlar yüzüne kapalıdır.
En nihayetinde evini satar.
Pes etmez. Atlar Suriye’ye gider. Kolombiya’ya gider. Belgeseller çeker…
Ne yazık ki yayınlatacak tek kanal bulamaz.
Sonunda…
Habercilikten sonra en iyi bildiği işi yapmaya karar verir.
Elindeki son para ile lokanta açar.
Adını “Efruz” koyar.
Hayatının neredeyse 30 yılını uluslararası standartta gazetecilik yaparak geçiren bu gazetecinin adı, Serdar Akinan…
Günümüz Türk medyasından işsiz bir gazeteci portresi!
Restoran dünyasında ise çiçeği burnunda bir işletmeci…
Tıpkı haberciliği gibi Beyoğlu’ndaki Efruz’la da fark yaratıyor Serdar Akinan.
Harika bir menü…
Harika bir konukseverlik…
Harika bir manzara…
Harika bir canlı müzik…
Üstelik…
Belli günlerde “tek masa” adını verdiği etkinlik yapıyor.
Mutfağa giriyor ve kendi pişiriyor.
Sonra geçiyor sofranın başına misafirleriyle sohbet ediyor.
Onlar soruyor o anlatıyor…
Serdar Akinan hepinizi bekliyor…

Soner Yalçın