Nis
06

Follow ya da Unfollow. İşte Tüm Mesele Bu!

 

Kime sorsanız, unfollow için ‘Amaan, giderse gitsin, çok da tınn’ der görünürde; fakat içerde böyle değildir pek. İçerde tınn değil, gümm diye bir etki yapar unfollow yemek.

Meseleye ‘Sen de çok takıyorsun bu interneti, rahat ol abicim!’ tadıyla yaklaşanların hepsinin burnunun ucundan öperek başlıyorum mektubuma. Tamam, rahat olmasına olayım da, sizi hiç gocundurmaz mı bir insanın sizi terketmesi? Ha unfollow almışsın, ha terkedilip ortada kalmışsın. Benim için meselenin ontolojik boyutları pek de farklı değil.

Eğer unfollow edene ulaşabiliyorsam, sorarım: ‘Neden terkettin kurbaa’yı?’ diye. Bazısı bunu yukardaki bir tepkiyle karşılasa da, bazısı samimiyetle yazar gerekçesini. ‘Sana ne, sana mı sorcam’ diyen olduğu gibi, ‘Sen beni takip etmedin, ben de gittim’ diyeni de yok değildir. Neden sorduğumu ise tek tek, üşenmeden, sıkılmadan, kafalarda yanlış bir şeye mahal vermek istemediğimden açıkladım: Eğer sen beni okumaya değer bulmuş ve takibe almışsan, bu benim için bir onurdur. Ve yine eğer beni okumaktan vazgeçiyorsan, ‘yazan’ olarak beni terketmene sebep olan şeyi bilmek, en doğal hakkımdır. Bu sorunun altında ‘Hatam neymiş, öğreneyim, kendimi geliştireyim de başka gidişlere mahal vermiyim’ niyeti yatar. En azından ben bu niyetle soruyorum, başkasını bilemem. Sizi bilmem; ama birisinin beni takibe başlaması, yalnızlığın atbaşı gittiği şu evrende beni en çok mutlu eden şeylerden biri. Belki de azla yetinmeye alıştırdığımızdan kendimizi, ‘1 new follower’ konulu e-mailler gün içinde bizi en çok sevindiren haberler artık.

Meseleyi soğutmayalım. ‘Sana ne, sana mı sorcam’ diyenle ‘Sen beni takip etmedin, ben de gittim’ diyen en sevimlileridir, mesela. İlki agresif, tutarsız ve hatası yüzüne vurulduğunda saldırgınlaşan tiptir. Eleştiriye gelemez. Hatta eleştirileceğini hissetmeye bile. Diğeri ise, egosal salınımları dolayısıyla terketmiştir. O da sevilesi, okşanası, şefkat gösterilesidir. Hatta yer yer acınası denilebilir. Üstelik bu tipler, lafa geldiğinde ‘Sen de amma kendini bişey sanıyorsun. Egoya bak.’ Derler. Ama takip edilmediği için çekip gittiklerinde asıl ego sahibinin kendileri olduğunu görmezler; görseler de çaktırmazlar. Çünkü, bilmemek konfordur.

Neden gittin soruma ise bazısı samimiyetinden olsa gerek, uzun uzun yazar. Çok severim bu kişileri. Çünkü onlar kendilerine verilen kıymeti görmüş, o nisbette bir cevap yazmışlardır. Soruyu soranın da benzer bir samimiyet ve kıymet atfetmişlikte olduğunu sezmiş, üşenmeden tane tane ifade etmiştir gerekçelerini.

‘Çok önemsiyorsun buraları yeaa’ diyenlere gelsin kapanış şarkım: Evet, ben içinde insan olan her mecrayı önemsiyorum. Her ne kadar ‘sanal’ görünsek de internette, o sanal karakterleri yöneten kişiler, sıcacık duygularıyla, hayalleriyle, dokunduğunda aldığın tepkilerle, her yönüyle birer insan. O kişiler sen, ben, ve diğerleri. Sen önemsemesen de ben her bir gidişi önemsemeye devam edeceğim. Sen eleştirilere kulak tıkamaya devam ederken, ben yükümü sırtlanıp çoktan yol almış olacağım.

Ve sen, muhatabına ‘Amaan, giderse gitsin, çok da tınn’ penceresinden baktıkça, gidenin çok olacak ve ‘tın tın’ ilerlemeye devam edeceksin bu yalnızlık yokuşunda.

 

FriendFeedTumblrBlogger PostShare

10 Responses “Follow ya da Unfollow. İşte Tüm Mesele Bu!”

  1. Önemli bir konuya değinmişsin.Takip etmek ya da edilmek kişilerin twitterdaki arayışlarına bağlı.Ben şahsen entellektüel anlamda bana bir şeyler katacak kişileri görmekten kıvanc duyuyorum.Ve özellikle o tarz kişileri takip etmeye çalışıyorum.Bu konuda anahtar kelime işte bu “önemsemek”…Sanal ya da reel ortamda olması hiç fark etmez, muhatabımızın “insan” olması başlı başına önemsemeyi ve önemsenmeyi beraberinde getirmeli.Fakat bu kadar incelikli olmayı kaç kişi gerçekleştirebiliyor orasıda hazin bir şekilde ortada.Güzel bir yazıydı..Emeğine sağlık^.^

  2. merhaba; yazını keyifle okudum kurbaam. fikir telakkisi devam ettiği müddetçe beğenmeyenlerce unfollow yemeye, beğenenlerce follow görmeye devam edeceğiz. kimse gitmesin diye ne kadar uğraşırsan uğraş gidenler her dem olacaktır. tabii ki ardarda gelen unfollowlar aşırı can sıkıntısına hatta belki depresif yamaçlara (abarttım tamam biliyorum :D ) götürebilir ama olsun bee onun da acısı geçer kurbaam.

  3. Herkes için kendini yormaya değmez ama gerçekten üzücü unfollowlar olabilir başta sen geliyorsun.
    çok güzel yazmışsın, gurur duydum. artık takibe aldım siteni bakıp bakıp yorumlarım :)

  4. tebrik ediyorum.gerçekten emeğine sağlık.sanal ortam da olsa insana insan olarak değer veren bizlerin düşüncesini yazmışsın.giden gidiyor belki evet ama nedenini öğrenmek eksiklik bizdeyse eğer hepimizin lehine.tekrar tebrikler prens:)

  5. Takdir edilmesi gerekenler gidenler değil, neden gittiğini bilenler ya da kalmak için bir nedeni olmadığı için gidenler de değil; neden gittiğini karşısındakine açıkça söyleyebilenlerdir.
    Onun neden gittiği üzerinde kafa yorup kendine bir şeyler katabilmek, hatası varsa düzeltebilmek adına ‘neden gittin?’ sorusunu o gidene sorabilme cesaretini gösterip onu düşündürebilenler ise hepsinden daha takdir edilesidir, sorularına doğru düzgün bir yanıt alamasalar da. Düşündürmek önemlidir, düşünmek kadar.

    Bunlarını düşünüp bizi de düşündürdüğün için teşekkürler.
    Mavi gitmeyelim, mavi kalalım =)

  6. Twitter’in en tartışılan konularından biri. Unf. edildiği içi sana düşman kesileninden, sen follow etmediğin için senin yazıların ne kadar iyi olursa unf. eden grup ve gruplar çoğunlukta…

    Sanalda olsa hepimiz insanız.

    Ben gidenlere niye gittin diye sormuyorum o ayrı:)

  7. Nice topic – respect !

  8. Yazınız twitter ve facebook için farklı bir bakış açısı yakalamamı sağladı…..
    Teşekkürlerimle….

  9. “The biggest mistake we could ever make in our lives is to think we work for anybody but ourselves.” – Brian Tracy

    Replace “work” with twitter/blog etc. :)

  10. kurbaacım burdayım ;) eline sağlık. ihmal etme buraları sen yaz biz okuyalım :)

Yorumlar